Şükrü Can Beyefendi Meclis’e!
THY’nin son Uçak Bakım Başkanı Şükrü Can, son okuduğumuz haberlere göre, görevinden alınmış, ve Genel Müdür emrine verilmiştir.
Sayın Şükrü Can’a naçizane önerimiz bu haksız cezayı reddetmesi ve derhal istifa etmesidir.
Şükrü Can beyfendi, bu “azli” haketmemiştir. Yükseltilmeyi beklerken kendisine bunun reva görülmesini kabul etmemelidir.
Haklı olarak Sayın Şükrü Can, geçindirmekle mesul olduğu bir ailesi olduğunu hatırlayacak, ve belki de herşeye rağmen istifa etmekten geri duracaktır.
Bizim önerimiz, sakına böyle bir çekincesi olmamasıdır. Hayır hayır. Yanlış anlaşılmasın. Şükrü Can beyin bugüne kadarki engin havayolu tecrübesden dolayı, son dönemin yükselen yıldızı olan sektörde işinin garanti olması değildir kastettiğimiz. Şükrü Bey, gözünü çok daha yükseklere dikmelidir:
Meclis’e...
Evet, Şükrü Can beyfendinin bu milletin temsilcisi olarak Yüce Meclis koltuklarında varolması, ve memleketimizin çok daha ileri noktalara taşınması hususunda, engin tecrübesini konuşturması, büyük önem taşımaktadır. Şükrü Bey’in bu konuda şahsi menfaatlerini bir kenara bırakması zaruridir, çünkü bu kutsal görev artık omuzlarına yüklenmiştir.
Neden mi?
Pek çok sebebi var. Hemen sıralayalım:
Şükrü Bey, değişimin adıdır. Sayın başbakanımız bile, değiştiğine bizleri ikna etmekte zorlanırken, Şükrü Can beyfendi, THY’ye geldikten sonra, Kombassan’a bağlı Airalfa’da görevini yürütürken sahip olduğu çember sakallarını kesmiş, ve globalleşen dünyanın globalleşen şirketi THY’nin, örnek modern yöneticilerinden biri haline gelmiştir. Gazetelerde yayınlanan iki fotoğrafı arasındaki değişim, Türkiye’yi ne kadar değiştirebileceğinin en önemli kanıtıdır.
Şükrü Can beyfendi, çalmamış, çırpmamış, aksine THY’nin ödemesi gereken bir “şükran hediyesi”ni bizzat kendisi, çalışanlarıyla beraber almış, ve THY’nin “çalışanlarına ödettiriyor” durumuna düşmemesi için faturayı THY adına kestirmiştir. Şükrü Can beyefendi, dürüstlüğün simgesi, kamu çıkarlarının yılmaz bir savunucusudur.
Türkiye’ye baskılarını gittikçe arttıran AB’ye karşı tüm siyasetçilerimizin pasif bir konum aldığı ortadadır. İşte bu ahval karşısında bile Sayın Şükrü Can, AB’nin geleneklerimizi, örf ve adetlerimizi hiçe sayan hayvan kesimine dair yasaklarına karşı adeta bayrak açmıştır. Bu haliyle, anti AB’ci yükselen dalganın en önünde bayrağı tutmayı, Sayın Şükrü Can’dan daha fazla hakeden kimse yoktur. Nitekim BBC’den Reuters’e bütün önemli yayın organları, dünyanın dört bir tarafına, bu meydan okuyuşu büyük yer ayırarak duyurmuşlardır.
Şükrü Bey’in bildiğimiz ve eleştiregeldiğimiz, amirinin gölgesinden çıkmayan memurlardan da olmadığı açıktır. Sayın Şükrü Bey, bu önemli çıkışını gerçekleştirirken, Havalimanından sorumlu Vali Yardımcısını, Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğü yetkililerini ve THY Genel Müdürünü devre dışı bırakmayı başarmıştır. Biz değilmiyiz ki, “mecliste, parti başkanının her söylediğini yapan, ondan izinsiz adım atmayan milletvekilleri istemiyoruz” diyen, işte Sayın Can, böyle bir adam, adam gibi adam olduğunu bize göstermiştir.
Peki hangi partiden aday olmalıdır? Kanımca sağından soluna, laikinden laikliğin yeniden tarif edilmesini isteyenlere tüm partiler Sayın Can’ın peşinde koşturacaktır. Ancak Sayın Başbakan Erdoğan’ın tüm ağırlığını koyarak Sayın Can’ı AKP’ye transfer edeceğinden en ufak bir kuşkum yoktur. Sayın Erdoğan ki, “iki koyun gütmeyen”in erken seçim isteyemeyeceğini söylemektedir, deve güden, dahası deveye apron atlatan Sayın Şükrü Can beyefendinin önümüzdeki dönem, AKP’nin meclisteki ön sıralarında boy göstermesini kim engelleyebilir?
|